"Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır.
Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.

― Ursula K. Le Guin, En Uzak Sahil
shadow

Tutsak Edilmiş Akıl - Czesław Miłosz

Mayıs 21, 2017 Hiç yorum yok:
Tutsak Edilmiş Akıl'ı okurken hikayemde sürekli alıntılar paylaşmıştım. Uzun zamandan sonra bana postit kullandıran bir kitap olduydu kendisi.

Yazarın diline, gözlemlerini aktarış biçime hayran kaldım. Dönüp baktığımda bana safi inceleme olarak sunulmuş olsa belki sıkılır giderdim ama kitaba kendimi kaptırıp okuduğum, okurken de betimlemeleri ve düşünceleri ile beni heyecanlandırdığı için okumaktan büyük keyif aldığım bir eser oldu.

Yazar bizleri, doğu avrupanın ikinci dünya savaşı dönemlerinde karşılıyor. Halk demokrasilerinde insanların, ağırlıklı olarak edebiyatçıların düşüncelerini ve yapılarını aktarıyor bizlere. Tam bir düşünce tarihi metni.

Okudukça insana katan, düşündüren, sorgulatan bir eser. Tertemiz çeviri ve editörlük de kitabın keyfine keyif katıyor.

İsterim ki bu lezzeti herkes okusa. Pişman olunacak bir kitap değil kesinlikle.

Hep sert, açık ve arı insanın özlemini çektim ama insanın nasıl olduğuna bakarken utançla gözlerimi kaçırdım ve kendimden de utançla kaçırdım gözlerimi çünkü onun bir benzeriydim. 


Bir şeyden özgürlük, bu çok şeydir ama yeterli değildir; bir şeye doğru özgürlükten çok daha az şeydir.


Mademki -diye akıl yürütür insan- kendimi, değişimine hiçbir etkimin olamayacağı şartlar içinde bulmuşum, üstelik bir kez yaşanıyor ve yaşam da durmadan akıp gidiyor, öyleyse yaşamımı, olabilecek en iyi şeye dönüştürmeye çalışmalıyım. Ben, denizin dibindeki bir kayaya yapışıp kalmış bir deniz kabuğuyum. Üzerimde Fırtınalar kopar, büyük büyük gemiler geçer üzerimden ama benim çabam o kayaya tutunup kalmak içindir çünkü suya kapılıp da yüzeye çıkarsam ölür giderim ve benden geriye tek bir iz kalmaz.
Dünya Edebiyatının En Büyük Yazarlarından Czeslaw Milosz’dan Bir Başucu Kitabı:
“Tutsak Edilmiş Akıl” - 1980 Nobel Edebiyat Ödülü Baskıya, Tek Tip Topluma, Korkuya ve Otoriterliğe Büyük Bir Reddiye

“Totalitarizmi anlama rehberi.”
-The New York Times Book Review-

“Sanki bugünler için yazılmışçasına değerli.”
-Jerzy Kosinski-

“Şimdi yersiz yurtsuzum. Haklı bir ceza. Ama belki de, “ebediyete kadar tutsak olanlar” benim dudaklarımla konuşsunlar diye doğmuşumdur, değil mi? Ne diye kendimi gerektiğinden fazla sakınacakmışım ki ve devlet yayınevinden çıkan Polonya şiiri klasikleri antolojilerinde adım geçsin diye, şairin belki şair oluşunun tek gerekçesini oluşturan şeyden vazgeçecekmişim ki?

Arkadaşım, çıplak gücü, ona çeşitli isimler vererek onaylıyor. Yollarımızı ayırdık. Kendimi kaybedenlerin mi yoksa kazananların mı tarafında bulduğum, umurumda bile değil. Tek bir şey biliyorum: Eğer arkadaşım, zaferin tatlı meyvelerini yiyecekse, yerküre uzun yüzyıllar için planlı şekilde imar edilecekse, o güne kadar yaşayacaklara yazık. Şimdi yataklarında uyuyorlar ya da aptal eğlencelere veriyorlar kendilerini ve gerçekten her bir eylemleriyle yok oluşa hizmet etmeye uğraşıyorlar. Yalnız, onları yok edecek olan şey, onlardaki insanı özgürleştirmeyecektir. Eğer arkadaşım, tapındığı gücün bir zorunluluk olmadığına inanacak güçte olursa, gezegenimiz korkunç savaşlar ve kanlı devrimler dönemine girecektir, ama arayış bitmeyecek ve umut kalacaktır.”
-Czeslaw Milosz-

İkinci Şans - Morgan Matson

Mayıs 21, 2017 Hiç yorum yok:
Çok canım yanıyor. Kalbim kırık, içim buruk. Nefesim daralıyor. Gözyaşlarım durmuyor. O kadar tanıdık o kadar hayattan o kadar bizim başımıza gelmez dediğimiz hikayelerden ki. Ama geliyor...

Hayat; bize her türlü acıyı tecrübe ettiriyor, sonra da ne kadar kısa olduğunu yaşadığımız her anın kıymetini ve yaşamın asla ama asla yetmediğini öğretiyor. Geçen her bir günümüz değerli her bir gün bir daha asla geriye gelmeyecek. Geride pişmanlıklar bırakmak için çok kısa. Kırık kalpler bırakmak için ise asla vakit yok.

Yazarın ilk kitabının ve kapağının etkisiyle biraz buruk fakat keyifli bir hikaye okuyacağımı düşünmüştüm. Asla bu kadar yanılamazmışım. Sırf kaldıramam endişesiyle bekletmiştim şöyle bir başlarına göz atınca. Bugün oturmaya karar verdim kitabın başına ve kalktığımda bir enkaza dönüşmüş vaziyetteydim.

Bana kalırsa ağlamayı sevmiyor dahi olsanız okuyun kitabı. Bazen bazı şeylerin insana hatırlatılması gerekiyor çünkü. Okuyun ve sonrasında sevdiklerinize -her ne kadar biliyor dahi olsalar- onları sevdiğinizi, hayatınızda yer aldıkları için kendinizi ne kadar şanslı hissettiğinizi söyleyin. Bir sonraki an için fırsatınız olamayabilir çünkü...

“Umut ve kalp kırıklığına, kayıp ve ilk aşka dair güçlü bir roman.” – Publishers Weekly

“Hüngür hüngür ağlayacaksınız. Yanınızda peçete bulundurmayı ihmal etmeyin.” –The Boston Globe

“İkinci Şans’taki baba-kız ilişkisi sıcacık, duygusal ve hüzünlü. Taylor’ın kaybedeceği babasıyla olan diyaloğunu okumak insanın içini acıtıyor.” – BCCB

“Matson aile içi dinamikleri ve kederi çok güzel ve sahici bir şekilde ele alıyor. Romandaki karakterler bütünlüklü ve incelikli.” -Publishers Weekly

“İkinci Şans çok tatlı bir hikâye. Sizi içine çeken ve son sayfaya kadar merak duygunuzu diri tutan bir anlatımı var.” –VOYA

“Bu hem acı hem tatlı hikaye aileye ve gerçek dostluğun doğasına dair muhteşem tespitler barındırıyor.” –The Booklist

Taylor Edwards, iki kardeşinin aksine kendini hiçbir zaman sıra dışı hissetmemiştir. Kendine has olan tek şey, işler karıştığında çekip gitmesidir. Derken bir gün babası beklenmedik, korkunç bir haber alır ve aile bunun üzerine yaz mevsimini hep birlikte eski yazlık evlerinde geçirmeye karar verir. Genç kız bu eve on iki yaşından beri gelmemiş, hatta geri dönmek gibi bir planı da hiçbir zaman olmamıştır. Fakat Taylor burada geride bıraktığı insanlarla yeniden karşılaşır. Bir zamanlar çok yakın olduğu Lucy ve ilk aşkı Henry Crosby gibi… Taylor’ın bu yüzden geçmişte kaldığını düşündüğü mevzularla yüzleşmesi gerekir. Çünkü bu sefer kaçabilme gibi bir şansı yoktur. Fakat Taylor arkadaşlıkta, aile ilişkilerinde ve hatta aşkta ikinci bir şansının olduğunu çok geçmeden keşfedecektir.

Caraval - Stephanie Garber (Caraval #1)

Mayıs 21, 2017 Hiç yorum yok:
Caraval, çok çok güzeldi. Son zamanlarda okuduğum genç-yetişkin fantastik kurguların içinde en keyif aldıklarımdan biri. Her okura hitap edecek notalar barındırıyor içinde. Aşk, büyü, macera, merak, fedalarlık, sevgi... ve tahminlerinizi çürüte çürüte ilerliyor. Neyin gerçek neyin sahte olduğunu; kime inanmanız, güvenmeniz gerektiğini; nasıl bir sonun sizi beklediğini bilemiyorsunuz. Oyun içinde oyun. Ustaca kurgulanmış bir eser.
Her ne kadar biraz ağır ilerlese de hikayenin büyülü dokusuna bayıldım ben! Büyünün içindeki karanlık ise çok daha cezbetti.
Genç-Yetişkin Fantastik seven her okurun Caraval'a göz atması gerek bence. Seveceğinize eminim. 💃

Caraval’a hoş geldiniz! Burada duyduğunuz ya da gördüğünüz hiçbir şey gerçekle karşılaştırılamaz. Bu yalnızca bir oyun ya da gösteriden çok daha fazlası. Caraval, bu dünyada bulabileceğiniz, sihre en yakın şey. Çocukken Scarlett, büyükannesinin anlattığı Caraval’ın sihirli öykülerine inanırdı ama büyüdükçe, o masalları ardında bıraktı. Yine de annesi kendisini ve kız kardeşi Tella’yı terkedip, onları zalim babasıyla bıraktığında, Caraval Ustası Legend’a mektuplar yazarak onu ve sanatkârlarını adalarına çağırdı ama bir türlü cevap alamadı. Ta ki yedi yıl sonra, düğün gününden çok kısa süre önce, Legend’dan bir davetiye alana kadar. Özgürlük. Seçenekler. Mucize. Sihir. Caraval’daki oyuna katılır ve tek dilek hakkını kazanabilirse belki de bunların hepsine sahip olabilirdi. Ama korkuyordu Stella. Caraval hayal mi, gerçek mi?

Gecenin Kanatları - Juliette Cross (Nightwing #1-3)

Mayıs 14, 2017 Hiç yorum yok:
Tam tamına koca bi klişeydi. Bangır bangır bağırıyordu. 😂 Ama seriyi sevimli kılan da buydu. Ben severim bu tip klanlı, fantastik yaratıklı aşk romanlarını. Yine Dex'den çıkan Karahançer Kardeşliğini de klişeliğinden dolayı seviyorum mesela. 😂 Bu tip hikayeler tamamen özel ilgi gerektiriyor. Yani herkesin yakaşına yapışıp okuyun dersem "Deli mi, ne?" dersiniz. ajdkakfkd O yüzden sadece merak edenler baksın seriye. Ama lütfen ve lütfen klişeliğin alasını ve aşırı basit bi kurgu okuyacağınızı unutmayın. Hususi bu tip romanları okumayı sevenlere hitap edecek bir seriydi çünkü. 

Ateşli, seksi, yırtıcı, vurucu ejderha oğlanlar; nazik, şehvetli, çekingen hatunlara abayı yakarlar. Ve onları elde etmek, dizginlemek ya da kabuğundan çıkarmak için türlü oyunlara girişirler. Tüm olay bu. 😂 Biraz da heyecan, aksiyon katmak amaçlı ufak eski sevgili ve sapık pürüzleri vs var. Biliyorsunuz ki erkeklerin öylecene kadınlara sahip olmalarına izin verilmez. Kadınları koruyup kollayacak bi bela olması gerek. 😂😂


Ruh Ateşi, Yel Alevi ve Gece Çiçeği tek kitapta!

Yeni nesiller kendilerini yasaklı cazibenin kollarına bırakırken Galadium Bölgesi’nde insanlar ve ejderhainsan melezi morgonlar arasındaki sınırlar günden güne bulanıklaşıyor.

İçlerindeki canavarı dizginleyip insanlarla beraber yaşadıkları dünyaya uyum sağlamaya çalışan morgonlar ve tutkularını dizginlemekten bıkmış, aşkı ve arzuyu
doyasıya yaşamak isteyen insanlar… Morgonların en güçlü klanı Gecekanatların baştançıkarıcı ve yakışıklı üç genci Lucius, Lorian ve Paxon…

İnsan toplumunun önde gelen ailelerinden güzeller güzeli üç yakın kız arkadaş Jessen Cade, Sorcha Linden ve Ella Barrow…

Adeta modern bir Romeo ve Juliet hikâyesinde bir araya gelen bu karakterler aşkları için savaşmaktan asla çekinmiyor. İki toplum arasındaki sınırların kalkması ve köprüler kurulması belki de ancak onların aşklarıyla mümkün olacak.
BLOG DESIGN BY KRİSTALKİTAP