"Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır.
Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.

― Ursula K. Le Guin, En Uzak Sahil
shadow

Bir kişiye "Av" kitabı posteri ile birlikte HEDİYE

Haziran 16, 2017 Hiç yorum yok:

Otostopçunun Galaksi Rehberi - Douglas Adams (Hitchhiker's Guide to the Galaxy #1)

Haziran 16, 2017 Hiç yorum yok:
Bilim-Kurgu çok okumam ama ne zaman elimi atsam hep iyi kitaplara denk geldim. Otostopçunun Galaksi Rehberi de oldukça başarılı yazılmış eğlenceli ve absürt komedi tarzında kesinlikle okunması gereken iyi kitaplardan biri.

Yazarın o kadar saçma bir mizah anlayışı var ki ve bunları size öyle bir mantık çerçevesinde sunuyor ki ağzınız açık kalıp "Nasıl inkar edeceğim adam haklı!" deyip öylece kalakalıyorsunuz. Ve kalkıp bir de o saçmalıkların arasına bir felsefe sokuşturacak kadar zekice işlenmiş.
Otostopçunun Galaksi Rehberi, kesinlikle bilim-kurgu okumayan/sevmeyen kişilere tavsiye edilecek eserlerden. Yani kim Douglas Adams'ı okuyup da eğlenmez ki?

Alın okuyun. Pişman olmayacağınızı garanti ederim.
Sadece bi ilk 40 sayfa odaklanmakta sorun yaşayabilirsiniz. O da çeviriden kaynaklı sanırım. Kabalcı baskısından devam ettim takıldığım yerlerde ben. Daha anlaşılabilir bir dili vardı onun fakat mizahı da Alfa baskısındaki gibi veremiyordu. Sonralarda toparlıyor zaten. Çekinmeyin alırken. Çok çabuk alışırsınız. :)


Galaksinin Batı Sarmal Kolu’nun bir ucunda, haritası bile çıkarılmamış ücra bir köşesinde, gözlerden uzak, küçük ve sarı bir güneş vardır. Bu güneşin yörüngesinde, tamamıyla önemsiz ve mavi-yeşil renkli, küçük bir gezegen döner. Gezegenin maymun soyundan gelen canlıları öyle ilkeldir ki dijital kol saatinin hâlâ çok etkileyici bir buluş olduğunu düşünürler. Bu gezegenin şöyle bir sorunu vardı: Üzerinde yaşayan halkın büyük bölümü çoğu zaman mutsuzdu.

Bu sorun için pek çok çözüm önerilmişti, ama bunların çoğu genellikle yeşil renkli küçük kâğıt parçalarının hareketleriyle ilgiliydi. Bu da tuhaftı, çünkü aslında mutsuz olanlar yeşil renkli küçük kâğıt parçaları değildi. Bu nedenle sorun varlığını sürdürdü; halkın çoğunun durumu kötüydü ve onların büyük bölümüyse sefildi, dijital kol saatleri olanlar bile. Her şeyden önce, ağaçlardan inmekle büyük bir hata ettiklerini düşünenlerin sayısı gün geçtikçe artıyordu. Yaklaşık iki bin yıl sonra, bir perşembe günü korkunç, aptal bir felaket meydana geldi. İşte bu kitap o felaketin doğurduğu bazı sonuçların öyküsüdür.

Üstelik unutulmaması gereken şu ki: Dizinin daha ilk kitabındasınız ve yine bir perşembe yaklaşıyor, hafta sonuna az kaldı.

Ay Işığını İçen Kız - Kelly Barnhill

Haziran 16, 2017 Hiç yorum yok:
Kitabın konusu harika olsa da durağanlık tüm kurguyu yiyor. En başından beri ne merak ne heyecan ne hareket... Bir çocuk kitabının bu denli sönük olmasına anlam veremedim. Çocuk kitabı dediğin daha ilk sayfadan seni çekmeli ki sabırsız veletler kitabın başından ayrılamasın. 

Kitabın işlenişi ve yazarın tarzı da beni bunalttı, boğdu. Hem de her sayfada. Ne yazık ki hevesle başladığım bir kitap daha büyük hüsrana dönüştü. 

Sevebilmeyi çok isterdim çünkü konu çok güzel.

Uzun yıllardır kötü bir cadının korkusu ve sebep olduğu kederle yaşayan bir şehirde her yıl “kurban günü”nde o yıl doğan en küçük bebek cadıya kurban olarak sunulur. Şehrin yöneticileri kurban edilecek çocuğun ailesine durumu bildirir ve kendilerini hazırlamasını ister. Kurban günü geldiğinde büyük bir törenle çocuk evinden alınır ve ormandaki sunağa bırakılır, çocuğun akıbetini kimse bilmez. Aslında kötü cadı yoktur, cadı Xan, halkın bu çocukları istemediği için ormana terk ettiğini düşünüp onları kurtarıyordur. Bir sene annesi kızını vermek istemez ama zorla bebeğini elinden alınır. Xan tam vaktinde yetişip bebeği kurtarır ancak bebeği yıldızlardan değil de aydan damıttığı sütle besler ve büyü bebeğin içine girer. Xan bunun üzerine bebeği kendi büyütmeye karar verir çünkü eğitimsiz bir büyücü hem kendi hem de çevresi için tehlikeli olacaktır.

“Elinizden bırakamayacaksınız... Ay Işığını İçen Kız, çocuk klasikleri Peter Pan ve Oz Büyücüsü kadar heyecan verici ve katmanlı.”-New York Times-

2017 Newbery Medal ÖdülüNew York Times Çoksatanlar Listes

Haziranda Sevelim mi? - Laviniapiaf

Haziran 16, 2017 Hiç yorum yok:
Gayet akıcı ve eğlenceli bir dili var 'Haziranda Sevelim mi?'nin. Okumaya başlarken çekincelerim yok değildi ama Buse, "Seveceksin ve okurken eğleneceksin." dediğinde ona güvenip kendimi kitaba bıraktım. 

Elden düşürülmeyecek kadar akıcı. Sayfa sayısının kısa olması ve yazarın rahat bir anlatım benimsemiş olmasının da artısı var tabii.

Sadece ara ara Şiir'in iç sesleri fazla fazla geldikçe bıkkınlık getirdi. Karakterin çok fazla içe dönük yazması da romanlardaki mekan unsurunu okur için sönük bırakıyor.

Ben her zaman karakteri tanımak için vakit geçirdiği mekanların ufak tefek unsurlarla detaylandırılmasını isterim. Karakter dağınık mı, titiz mi, özenli mi, gibi sorulara yanıt almak karakteri tanımak açısından elverişli bir yöntem oluyor.

Bunları bir kenara bırakırsak keyif aldım ve okurken sıkılmadım. Eğer biraz romantik biraz mizah biraz da yerel esintiler isterseniz tercih edebilirsiniz. :)

“Hep gidecekmiş gibi olan birisi nasıl hep kalacakmış gibi dizimin dibinde oturabiliyor aklım almıyor.”


Sevgili dostlar! Anlatacağım şeyleri dinlemelisiniz. Çünkü yanlış sularda yüzen küçük bir balık gibi kendi yolumu bulmak için çırpınıp durduğum bu hikâye her ne kadar benim olsa da siz de kendinizden bir şeyler bulacaksınız.

Hayallerimin peşinden koşarken birileri geliyor mu diye arkama bakıp durduğum için tökezleyip düştüm. Dünyanın en manasız ikinci yaşam formu eski sevgilim kendini George Clooney zannettiği için bu düşüşümü güneş gözlüklerinin arkasından seyrederek yanımdan geçip gitti. Peki, ben ne yaptım? Oturduğum yerden bir mucize gerçekleşmesini beklemedim elbette. İşleri daha çok nasıl karıştırabilirsem işte tam olarak o kadar karıştırdım.

Bir de tüm bu olanlara anlam veremeyeceğim bir şekilde dahil olan bir adam var. Gözlerimin içine ruhunu akıtır gibi baktığı için kalbimin fırlayıp suratına çarpmasından endişe ettiğim bir adam.

Bir yaz ayında yaşadıklarıma şahit olurken topluluk içinde olmamanızı tavsiye ederim. Tepkilerinizi kontrol edemediğinizde insanlar size onlardan biri değilmişsiniz gibi bakıyorlar. Kendi kendime çok sık konuştuğum için başıma gelen bu durumu çok iyi biliyorum inanın.

Siz bu satırları okurken ben çok uzaklarda olmayacağım, çünkü hemen yanı başınızda elinizi tutan yakın arkadaşınızın ta kendisiyim!
BLOG DESIGN BY KRİSTALKİTAP