"Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır.
Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir.

― Ursula K. Le Guin, En Uzak Sahil
shadow

Rakipsiz - Alyson Noel (Beautiful Idols #1)

Ağustos 13, 2017 Hiç yorum yok:
Vay be. Başlarda hiç elim gitmemişti kitaba. Dikkatimi ne çekiyordu ne de en ufak bi albeni yaratıyordu bende. Fakat adam akıllı başına oturunca akıp gitti. @dexpub dan daha önce çıkmış olan Bininci Kat kulvarında sadece fantastik değil. Rahatlıkla onu sevdiyseniz bunu da seversiniz diyebilirim. 

Ira'nın olaylardaki rolünü çözemiyorum sadece. Her skandalın arkasında kesinlikle onun parmağı var. O çok belli ama çıkarı ne? İşte en çok onu merak ediyorum. Serinin devam kitaplarını sabırsızlıkla bekliyorum ben. Neler olacak olaylar nereye bağlancak merak içindeyim.

Gossip Girl ve Pretty Little Liars kadar çarpıcı olmasa da o tip hikayelerden hoşlananların ilgisini çeker bence.

Bu arada fark ettim ki bu kitapta bir çırpıda bitmiş. Öğlen gibi başına oturmuştum. Akşama bitti kitap. Ne kadar akıcı ve sürükleyici olduğunun bir kanıtı olabilir diye kabul edilir mi sizce?


Kusursuz İdoller hiç de göründükleri gibi değiller!

Rakipsiz, yalanların gölgesinin en güzel hayalleri en karanlık kâbuslara dönüştürdüğü bir serinin ilk kitabı.

Hollywood’da herkes önemli biri olup bu dünyanın bir parçası haline gelmek ister. Ama bir kere içeri girdiniz mi artık geriye dönüş yoktur! Ve bu kural kimse için istisna değildir!

Gazeteci olmak için her şeyi göze alacak kadar hırslı Layla Harrison; oyunculuk kariyeri için ailesini bile karşısına almaktan korkmayan Aster Aminpour; varlığından haberi olmayan babasına büyük bir rock yıldızı olabileceğini kanıtlamaya çalışan Tommy Phillips.

Ve bu üç gencin birbirlerine rakip olmalarını sağlayan bir yarışma:

Rakipsiz Gece Hayatı kulüplerinin tanıtımcısı olmak…

Üçünün de başarması gereken bir görev vardır, ünlü yıldız Madison Brooks’u kendi kulüplerine çekmek. Ancak Madison Brooks’un ortadan kayboluşuyla hayalleri bir anda suya düşer.

Artık yarışmayı kazanmak hayattaki en küçük dertleridir, çünkü polise göre üçü de Madison’ın kayboluşunda şüphelidir. 

Şezlong Savaşları - İdil Hazan Kohen

Ağustos 13, 2017 Hiç yorum yok:
En yeni @dexpublarım ve Şezlong Savaşları'nın yorumuyla geldim. Çok merak ediyorum her ikisini de. Ben biraz geriden geldiğim için sizler okudunuz mu diye sorayım bari. 😂 Ya da henüz benim gibi okuyamadıysanız Dex'in yenilerinden en çok hangisini merak ediyorsunuz?

Şezlong Savaşlarına da gelince...💃 Çok güldüm yahu. Çok eğlendim. Nasıl da iyi geldi kitap bana. Üstelik seriye final kitabından daldım! Yine de okudum ve zaten anlaşılamayacak bi durum da olmadığından ortada adapte olmakta sorun yaşamadım. Bir keşkem var o da seriyi en baştan tanıyabilmeyi istemek. Finalden değil de baştan başlasaymışım seriye de 3 kitaplık kahkaha, neşe, keyif depolayabilseymişim.

Yalnız diğer kitapları da mutlaka okuyacağım. Yazarın dili tavrı tarzı değişik değildir diye umut ediyorum.

En stresli olduğum dönemde ilaç gibi geldi. Kıkır kıkır güldüm. Bol bol kahkaha attım. Yeri geldi yanımdakiler rahatsız olmasın artık diye kıs kıs güldüm. Beni güldüren yerleri dönüp tekrar tekrar okudum. Hikayemde bol bol alıntı (koca koca sayfaları hatta peşpeşe iki sayfa bile) paylaşıp durdum.

Anladığım kadarıyla seriye son kitapta dahil olan Ürperi karakterine ba-yıl-dım! Favori karakterim oldu kendisi. Portatif topuklarına ve peçetelerine hayranım. 😂😂 Soğukluğuyla kitaba farklı bi keyif veren değişik kendi halinde bi karakterdi.

Seriye bi şans verin derim. Ne olacak en fazla kahkaha yerine bi gülümseme koparır dudaklarınızdan yazar. 💃🙆

Beni Kişisel Gerilim ve Dişisel Gerilim kitaplarından bilen bilir.

Bendeniz, insanları kıramayan, kendi kırıklarımla dalga geçerek hayata tutunmaya çalışan Dila! Âşık olduğum adam tek taş yüzüğü gösterip de vermedi diye, depresyonda değilim. Hatta evliliğe meydan okuyor ve tatile gidiyorum. Bundan sonra özgür kadın olacağım!Olympos’lara tırmanıp oradan balıklama Kaş’a atlayacağım, istersem o tek taşları dizi dizi sıralayıp ayak bileğime halhal yapacağım.

Nihayet gerilimleri, mutlu sonlanamayan aşkları geride bıraktım, Çeşme’ye gidiyorum... Pardon Alaçatı’ya. Üç çeşit ot yemek için, üç hafta önceden rezervasyon yapıp, üç maaş bağlayacağım restorana gitmeyi iple çekiyorum! Çekmek demişken, bacak aramdan deniz manzaraları çekeceğim beach club’lar, beni bekleyin!Orada mankenler, ünlüler ve benim gibi gönüllüler hepimiz biriz... Desem de inanmayın!

45 kiloya kaç beden göğüs taktırttığın, şişkin cüzdanınla ne kadar önde şezlong kaptığın kadar varsın.

Ha bu arada, kiminle mi gidiyorum? Tabii ki benim aklı beş karış havada, rahatı her daim en ön planda, son model Y kuşağı eski stajyerim Delfin ve onun deli arkadaşlarıyla...

Kurak - Jane Harper (Aaron Falk #1)

Ağustos 13, 2017 Hiç yorum yok:
Kurgu beni tatmin etmedi. Eksik ve fazla zorlama olduğunu düşündüğüm noktalar vardı. Soruşturma ve şüphelenme sebepleri zorlamaydı. Baba cinnet geçirip eve gelip de ailesini katlederken neden kapıyı çalmış? Neden oğlanın saklandığı yeri ilk etapta bulamamış da odasında oğlanı aramış? Yani cidden zorlamaydı. 

Sonrasında ise okul kamera kayıtları incelenirken Kate'in öldüğü gün okuldan ağlayarak çıktığı görüntülenirken ilerleyen sayfalarda öldüğü gün değil de bir önceki gün ağlayarak çıkmış gibi yansıtılmış. En azından benim anladığım oydu.

Bir cinayet/gizem/suç romanına göre fazla ağır ilerliyor ve fazlaca gereksiz konular üzerinde duruluyordu. Yazar okuyucuyu sürekli "katil kesin şu" der gibi yönlendirmeye çalıştığından da okurda detaylara ve gizemlere odaklanma isteği kalmıyor. Beraberinde de merak unsuru doğal olarak yeterli işlenemiyordu.

Gereksiz bir ayrıntı olarak gördüğüm nokta da Falk'ın okuduğu suç romanını üstüne basa basa basmakalıp olduğunu vurgularak kitabın yetersizliği üzerinde durması. Ne gerek vardı ki böyle bir ayrıntıya dedirtiyor yani?  Neden yerme ihtiyacı hisseder ki insan?

Keyif alarak okuyamadım ne yazık ki.


Luke Hadler’ın namlusunun ucunda önce karısı ve çocuğu, ardından da kendisi var. Kiewarra’nın tarım topluluğu her gün ölüm kalım meseleleriyle karşı karşıya. İçlerinden biri, olur da bu yükün altından kalkamazsa…

Onu yirmi yıl önce reddetmiş insanlardan dolayı federal dedektif Aaron Falk cenaze törenleri için Kiewarra’ya dönme konusunda isteksizdi. Ancak dedektiflik hünerleri, Hadler davasıyla ilgili gerçeklerden ve bu cinayet-intihar vakasından şüphe duymasına neden olmuştu.

Falk ölümleri daha derinlemesine araştırdıkça eski yaralar da açılmaya başlıyor: Falk ve çocukluk arkadaşı Luke’un paylaştığı, Falk’un uzun zaman önce unutulduğuna inandığı, Luke’un ölümüyle ortaya çıkmaya başlamış olan bir sır…

Tüylü Bir Şeydir Şu Yas - Max Porter

Temmuz 21, 2017 Hiç yorum yok:
Bir yas, bu kadar güzel bu kadar derin ve insanı etkileyecek şekilde anlatılabilirdi anca. Çok güzeldi çok! Diyeceğim tek şey: mutlaka okuyun!

Çocukların annesini, babanın eşini kaybedişini anlatıyor bize. Özlemlerini, hatırlamak için neler yaptıklarını, hislerini... Cenazeden sonra, evden elini eteğini çeken komşuların da gidişinden sonra son kez çalıyor kapıları. Baba kapıyı açtığında dev bir karga görüyor. Kocaman. Tüylü. Kanatları arasına alıyor babayı. Kucağına yatırıyor. Çok güzel anlatmıyor mu "yas"ı?! Geride kalanların yas süreci, kalabalık dağıldıktan sonra başlar. Tek başına kaldığında. O zaman boğar seni. Her yerine nüfuz eder. Aldığın nefes de yastır kapattığın gözlerinde önüne gelenler de... Karga metaforu da inceden inceden işlenmiş. İlk karşılaşmalarında babayı kucağına alacak kadar büyüktü karga. Bir ara fark ettirmeden omzuna konacak kadar küçüldü. Sonra ise ayrılık vakti geldiğinde karga çoktan gitmişti.
Ben çok sevdim. Çok! Başta da dediğim gibi mutlaka okuyun. Eminim ki sizler de seveceksiniz.

Kaderime boyun eğerek ve karımın ölmemiş olduğunu dileyerek arkama yaslandım. Koridorumda, devasa bir kuşun kucağında korku içinde yatmıyor olmayı diledim. Hayatımın en büyük trajedisi vuku bulurken aklımın buna takılmamış olmasını diledim. Gerçeklere dayanan özlemlerdi bunlar. Acıklı ve harikaydı. Zihnimde bir şeyler açıklığa kavuştu.
Merhaba Karga, dedim. Nihayet tanıştığımıza memnun oldum.

Max Porter, Tüylü Bir Şeydir Şu Yas adlı ilk kitabı ile dünya çapında edebiyat çevrelerinin ilgisini çekmiş; Uluslararası Dylan Thomas Prize Ödülü başta olmak üzere birçok edebiyat ödülünü kazanmıştır.

"İnanılmaz ve unutulmaz."
-The Times-

"Daha önce hiç böyle bir şey okumadım."
-Guardian Yılın Kitabı Ödülü-

"Bu yılın en hoş sürprizlerinden biri."
-Spectator Yılın Kitabı Ödülü-

"Göz alıcı bir okuma deneyimi."
-TLS-

"Öylesine iyi ki".
-Robert Macfarlane-

"Yürek parçalayan, derinlere işleyen bir kara mizah."
-Guardian-

"Şaşkınlığımı anlatmaya kelimeler yetmez. Sahiden ama sahiden dikkate şayan."
-Nathan Filer-
BLOG DESIGN BY KRİSTALKİTAP